Ulus Devletler kazanıyor

Alptekin Bodur'dan okunası tespitler
2020-01-20 09:38:13
Ulus Devletler kazanıyor

Geçen hafta mecliste "yeni askerlik kanunu" sessiz sedasız kabul edildi. Baca filtreleri kadar gündem olmadı! Hatta hiç konuşulmadı bile! Dünya sert geçecek 2020-21 hazırlanırken konuşulmayan, ama gözlerimizin önünde cereyan eden gelişmeleri yılın son günü gelin her birlikte ele alalım ve sorgulayalım...

Çin, 2018 yılında Kanal İstanbul'un yapılmasını istedi. 30 milyar dolar yatırım vaadetti. 2019'da ise 3 köprünün %51'ne talip oldu. 1K1Y güzergahında önemli bir nokta olan İstanbul'da yeni bir Singapur istiyor küresel sermaye. Kanal İstanbul'u Rusya'ya karşı bir tehdit unsuru olarak Abd'de istiyor. Rusya ise Kanalla ilgili değil ama Montrö'nün tartışılmasını, değiştirilmesini istemiyor.

Abd ise 1K1Y'u engellemek ya da kontrol etmek istiyor. Türkiye'nin Rusya-Çin gibi ülkelerle arasına mesafe koymasını istiyor. Yoksa ekonomik olarak çökertmekle tehdit ediyor.

Rusya, Sovyet günlerindeki gibi yeniden Akdeniz'de var olmak istiyor. Suriye, Libya, Yugoslavya(sırbistan). Türkiye'nin bunları kabul etmesini, Kırım ilhakını, Ahbazya, Gürcistan ve Kafkas tezlerini kabul etmesini istiyor.

Ab, ortak ordu kurma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanınca kendisi için "tampon bölge" konumundaki Türkiye'ye ihtiyacı arttı. Mülteci akınından korunmak için Suriyelilerin TC vatandaşı yapılmasını ve asker sayısının yarı yarıya azaltılmasını istiyor. Her şeye karşı çıkan AB, ne hikmetse Kanal İstanbul konusunda sessiz! 1K1Y...

Tüm bu sıkışmışlık içinde herkese mavi boncuk vermeye çalışan Türkiye'nin yumuşak karnı ise ekonomi! Hani şu bazılarınızın kabul etmek istemediği dibine kadar yaşadığımız ama adını koyamadığımız kriz içinde olan ekonomimiz.

Yaklaşan büyük hesaplaşmalar ve muhtemel bir 3DS öncesi Türkiye'nin dışarıdan görünen hali:

- Zayıf, hasta, sıkıntılı bir ekonomi.

- Generallerinin yarısı darbeye teşebbüs etmiş, ciddi tasfiyeler yaşamış, savaş uçağı pilotu kalmadığı için emekli askerlerini göreve çağırmış, askeri okulları, askeri hastaneleri halen kapalı, personel sayısı yarı yarıya azalmış bir ordu.

- Yarım bardak su da bile dolu-boş kavgasına girecek, kutuplaşmayı en uç seviyede yaşayan, küçük bir tetikleme ile kanlı bıçaklı birbirine girecek kıvama gelmiş hastalıklı bir sosyoloji.

- 3 milyondan fazla düzensiz göçmen/mülteci. Ülke içinde sosyolojik olarak çeşitli sıkıntılara neden olmasının dışında içlerinde kaç tane istihbarat örgütünün, terör örgütünün elemanı, aparatı, uyuyan hücresi var bilmiyoruz. Bilmemize de imkan yok. Nitekim İngiliz ve İran ajanlarının karşılıklı suikastlerinde hem tetikçiler ve gözetleme yapanlar dilenci, çöpçü vb gibi Suriye'li mülteci çıkmasına şaşırmamak gerek. Yarın bu uyuyan hücrelerin bizi hedef almayacağının bir garantisi var mı?

Hem ekonomik hem de sosyolojik tehditlerle herkes Türkiye'den bir şeyler istiyor veya dayatıyor.

Peki Türkiye ne yapıyor? DEVLET ne yapıyor?

1) JGK Arif Çetin, Putin'in sağ kolu Zolotov'u yeni askerlik kanunu pişerken ziyaret etti. Zolotov, Ulusal Muhafızlar Birliği'nin başı. Bu ordu başkan'a bağlı iç güvenlik, terör, isyan bastırma gibi görevleri bulunan bir yapılanma. Türkiye, etrafı ateş çemberi iken asker sayısını azaltırken, 1 dünya savaşı öncesi durumlar yaşanırken 2. bir ordu kurmaya hazırlanıyor olabilir. Devlet(MGK) bu görevi liyakatin L'sine bile olmayan, nepotizmi dibine kadar yaşayan saraya değilde İç İşleri bakanına bağlı, protokolde çok gerilerde kalan bir generaline vermiş. Fetöcülerin korkulu rüyası olan Arif Çetin paşayı 15 temmuz gecesi tv'lere bağlanıp hiçbir askerin darbecilerin emrine uymamasını ve heyecanlı/motivasyonlu yaptığı konuşma ile tanıyoruz.

2) Siyasal/Ilımlı İslam maskesiyle BOP için rol model olarak ortaya çıkarılan ve tüm Ortadoğu'ya sunulan, pazarlananların geçmişte yaptığı sayısız stratejik hatayı (Suriye, Kıbrıs-Annan Planı, Anadolu Federe Devletleri'ne evrilecek fedaratif rejim ve daha nicesi) taktiksel olarak yani askeri/operasyonel olarak ya yok etti, ya da nüfuz ederek yönünü değiştirip minimize etti. Etmeye çalışıyor...

3) Siyasetin yönünü değiştirerek gladyo kontrollü ılımlı islam'ı bir birine düşmesi sağladı.

4) Eyalet/federalizm'in nelere sebep olabileceğini, hangi felaketleri getirebileceğini canlı yayınlarla millete gösterdi.

5) Eyalet/federalizm sistemi bir daha bu topraklarda kimse ağzına bile almasın diye CBHS ile hızlandırılmış, yoğunlaştırılmış bir fragman izlettirdi, izlemeye devam ediyoruz.

6) 2013'de başlayan Değişim/Dönüşüm ile ideolojilerin sinir uçlarını yumuşatmak ve başkalaştırmak için kontrollü bir kutuplaşma sağladı ve sağlamaya devam ediyor. Tamamlandığında artık hiç kimse; Abdulhamid-Atatürk, türban-mini etek gibi suni gündemlerle güdülemeyecek. Bu konuyu daha henüz referandum gündemde bile değilken etraflıca yazmış, %52-%48 denklemini, CBHS'nin bir DEVLET projesi olduğunu yazmıştık. Zaten ondan sonrada 52-48'i birkaç kez daha görmüştünüz.

7) X bir partinin, x bir inancın, x bir ideolojinin tek başına derleyici toparlayıcı bir unsur olamayacağını, değişim/dönüşüm neticesinde Milliyetçi, Muhafazakar, Atatürkçü bir çizgiye gelineceğini yazmıştık. Bugün toplum yanlış olan ne varsa dibine kadar yaşıyor. Ne milliyetçiler, ne muhafazakarlar ne de Atatürkçüler gidişattan memnun değil. Yaşadıkları korkular etraflarında kendileri gibi olmayan başka insanlar/sosyolojiler olduğunu da fark etmeye başladılar. Yarın ise ortak yönlerimizde bir ve beraber olalım diyecekler, demeye başladılar bile. Doğal seleksiyon...

8) Devlet'in orta ve uzun vadeli planında ÜRETİM ekonomisine geçebilmek için evvela 1980 darbecilerin bozmaya başladığı, sonraki hükumetlerinde gönüllü gönülsüz su taşıdığı üretmeden tüketmeye dayalı, küresel piyasalara açık bir pazar olmaktan çıkarılması için yüksek kur, düşük faiz politikasına zorlanmaya başlandı piyasalar. Bunun içinde dışarıda yaşanılan krizler fırsat bilindi. 15 temmuz gibi çok ciddi bir olayda aşırı tepki vermeyen piyasalar, Rahip Brunson krizinde adeta çakıldı! Türkiye aynı zamanda yavaş yavaş küresel sistemden kendini kontrollü bir şekilde soyutlamaya başladı. BOP için gelen 300milyar$ sıcak para 2013'ten beri yavaş yavaş çıkmaya başlamıştı zaten bu durum pik yaparak neticelendi.

9) 2020'de küresel piyasalarda yaşanılacak büyük çalkantılardan önce Türkiye bir nevi sistem dışına çıkarak kendini ve piyasalarını yeni dünya düzeni öncesi hazırda beklemeye aldı. Zira zaten boş olan bardak dökülmezdi! Sıcak para-inşaat paradoksu tıkandı. Yüksek kur ithalatı azaltmaya başladı. Türkiye tarım/hayvancılık ve sanayinin yani ÜRETİM ekonomisine susamaya başladı.

10) Tüm bu ekonomik/sosyolojik gelişmeler, değişimler ise siyasal/ılımlı islamın halk nezdinde fikren ölmesine sebep oldu. Demiştik ki; AKP, Türkiye'nin geleceğinin gübresidir! Siyasal İslam en az 100 yıl boyunca bir daha asla iktidar yüzü göremeyecek!

Türkiye Ulus Devlet'in kıymetini acı tecrübeler yaşayarak öğrenmiş oldu...

Rahmetli Mahir Kaynak bundan 15 sene önce; "Dünya küresel sermaye ve ulus devletler arası amansız bir savaşa şahit olacak. Türkiye'de bu savaşın tam ortasındadır. Bu savaşı da Ulus Devletler kazanacak."

ULUS Devletler kazanıyor...
TÜRK Devleti kazanıyor
TÜRK Milleti kazanıyor

Saygılarımla,
Alptekin Bodur

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz yapın!...