Timur İNCE
13-08-2020

Temiz bir Sosyal Medya Herkese lazım

Temmuz ayına girdiğimiz şu günlerde ülke gündemi bir hayli yoğun. Pandemiyle birlikte Ayasofya açılacak, açılmayacak mı? İstanbul Sözleşmesinden çıkılacak mı acaba? İş Bankası hazineye devredilir mi? Çoklu baro sistemine geçilecek tartışmalarının içine birde sosyal medyanın denetlenmesi dahil olunca işler başka bir mecraya savruldu.

Muhalif basın daha çok “sosyal özgürlüklerin kısıtlanması” olarak konuya ele alması, #SosyalMedyamaDokunma hastagı üzerinden “aslında iktidar partisinin amacı sosyal medya ve internetin fişini çekmenin peşinde, Türkiye yavaş yavaş içine kapanıyor, tek adam devrinin sonuçları bunlar, basın karartılarak susturulmaya çalışılıyor, diktatörlük prangası git gide hayatlarımızı kısıtlıyor” benzeri yorumların yapılmasına sebep oldu.

Sosyal medyanın denetlenme mercilerine devredilmesi, kullanıcıların gerçek isim, soy isim, hatta tc kimlik no’ları ile giriş yapabilme özeliği getirilmesi bu tür dezenformasyonel kirlilikleri büyük ölçüde ortadan kaldıracak olmanın ötesinde, iktidara muhalif kesim ise “iyi niyetli bir yasa” olacağı gözüyle bakmadığı kesin.

Çünkü iktidar mahallesi ile muhalefet cephesinin düşünceleri arasında hatrı sayılır bir uçurum diyebileceğimiz; kutuplaşma, güvensizlik, şüphecilik, algı savaşları ve tüm popülist yaklaşımların sebebi yine sosyal medyanın çürümüşlüğünden kaynaklı bir hale dönüşmüş vaziyette. Teorik manada troller siyaseti bataklığa dönüştürdüklerini kimse saklamıyor artık. Trollerin hedef seçtikleri kişi yada grupların üstüne boca ettikleri ifrazat haddini aşan bir kitlenin kişilik bozukluğunu da böylece sosyal medya vesilesiyle gözler önüne seriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sosyal medya ile ilgili açıklamasına destek niyeti taşıyan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Bugün sizlerle son Twitter mesajlarımı paylaşacağım. Başta Twitter, Facebook olmak üzere sosyal medya iftira sahnesi, ihanet ve isnat mecrası olmuş çıkmıştır. Bu nedenle sosyal medyanın temiz kullanımı sağlanasıya, konuyla ilgili kanuni düzenleme TBMM’de yapılasıya kadar şahsen sosyal medya hesaplarımı tümden askıya alıyor; duruşumu, düşüncemi, tarafımı, tavrımı, tercihimi ve tepkimi alenen ilan ediyorum” dedi.

Devlet beyin sosyal medya açıklaması sonrası bir çok MHP yetkilisi, Milletvekili ile aynı düşünceyi benimseyen vatandaşlar hesaplarını dondurarak askıya aldı.

MHP Malatya milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’da bu kervana dahil olanlar arasında. Topyekün bir nevi sosyal medyayı boykot ettiler.

Tam bu esnada şöyle bir soru akıllara geliyor. Sosyal medya terörü süreci nasıl ve ne zaman devletin en üst kademesini harekete geçirecek kadar kritik bir seviyeye ulaştı?

Hatırlarsınız ilk olarak hapisteki Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’a sosyal medya üzerinden yapılan çirkin saldırılarla birlikte son olarak daha yeni çocuğunu dünyaya getirmiş olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Maliye ve Ekonomi bakanı Berat Albayrak’ın eşi Esra Erdoğan’a yapılan ağır insanlık dışı ithamlar sonrasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakan Berat Albayrak ve eşi Esra Erdoğan için sosyal medyada yapılan çirkin yorumlara tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedefinde YouTube, Twitter, Netflix gibi platformlar var. Erdoğan, sosyal medya platformlarının kontrol altına alınacağını söyleyerek hukuki düzenleme üzerine çalıştıklarını belirtti.

Buraya kadar her şey normal ve olması gerektiği gibi. Ki yetkililerden de bu beklenirdi. Elbet sebebi ne olursa olsun kimse kimsenin ailesine, özel hayatına, yeni doğmuş bebeğine, namusuna gayri ahlaki sözler sarfedemez. Bu tür davranışlarda bulunan her kim olursa olsun yasalar dahilinde şiddetle derhal cezalandırılmalıdır.

Asıl değinmek istediğim husus başka. Sosyal medyada Başak Demirtaş ve Esra Erdoğan’nın ailevi kişiliklerine saldırıldığı için AK parti, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli sosyal medyada ki çirkinliklerin farkında olmalarının birde öteki yüzü var. Bunlar ilk kez gerçekleşmiyor. Daha doğrusu sosyal medyada ünlü, ünsüz demeden siyasetçi, futbolcu, sanat camiası, politikacı, gazetecilerin kişilik haklarına ezelden beri çok ağır şekilde saldırılıyordu.

Kiminin mesleğine, kiminin ailesine, kiminin inançları, savunduğu ideolojisine kadar ne bulurlarsa sosyal medyada ağır saldırılara maruz kalındığı bir Türkiye gerçeği duruyor karşımızda.

Hatta yıllardan beri CHP lideri Kemal Kılıçtaroğlu’na sosyal medyada yapılmadık hakaret, küfür, yakıştırmalar kalmadı. Başını gövdesinden yukarı fotomontajla kesip eşek bedenine monte edenler mi dersiniz, dansöz kıyafetleri giydiren mi, caps Fotoğraflarla farklı biçim ve foto teknikleriyle aşağılandığı bilgi ve dökümanların elden ele dolaştırıldığı zaman da aynı hasasiyet gösterilseydi keşke. Sonuçta o da bir insan, baba, torun sahibi, eşi dostu akrabası var, dahası ülkemizi % 25’lik kitlenin oy verdiği siyasi parti lideri. Oy’unu verirsin vermezsin ayrı konu fakat kimsenin böyle bir densizlik yapmasına hakkı yok.

Veya trol ordusunun torun sahibi olmuş, orta yaş üstü bir kadın olan İYİ parti Başkanı Meral Akşener hakkında ağzı alınmayacak küfür, her türlü hakaret etmeyi meşru sayıldığı, farklı capslarla, güya siyasi muhalefet yapıyoruz adı altında kadının ne ailesi, ne namusu, ne haysiyetinin bırakılmadığı, kadınlığını dahi ağızlarına sakız yapan meydanı boş bulan trollere de müdahale edilseydi vakti zaman içinde.

Gelecek partisi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu hayvan figürlü karikatürize edenler, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Deva partisi lideri Ali Babacan’ı kırmızı ok işaretleri ile işaretleyip “vatan haini” diyenler olduğunda da aynı toplumsal tepkinin yükselmesi gerekmez miydi?

Geçenlerde Malatya milletvekili Öznur Çalık’ın rutin bir sosyal medya paylaşımı altına fake hesaplardan dolaylı yollarla hakaretvari yorumları yapanlar kimlerse onlara da müdahale edilmesi gerekiyordu.

Mesela Akşam Gazetesi Ankara temsilcisi Emin Pazarcı aynen şunu diyor. “Akşener, kendisini Öcalan’ın eşi olarak gösteren fotomontaj fotoğraflar için “Hukuki haklarımı kullanacağım” demiş.
Olmaz, yapamaz kullanamaz.
Çünkü, o haklar kağıt üzerinde! Sosyal medya kartelleri bilgi vermezse adım atamaz! Önce yapılacak düzenlemeye omuz vermesi lazım.

Emin pazarcı aslında Akşener’i Öcalan’ın eşi olarak gösteren fotomontaj fotoğrafların 3 yıl öncesine ait olduğunu biliyor. Lakin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızına yapılan saldırılar sonrasında konuya el atmayana kadar bahsetmek aklına gelmedi. Önce kınamasını beklerdim. Sonra fikrini beyan etmesini… Kınamadığı gibi, üstelik Akşam Gazetesi yazarı Pazarcı, bir de aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyor. “Bak bu yasaya destek vermezsen devamı da gelir. Ona göre ha!” anlamına gelen son cümle bir hayli düşündürücü.

Trol aklı işte!

Demek ki temiz bir sosyal medya tüm Türkiye’ye lazım. “Dün sana bana bu gün bana” mantığını kavradığımız gün dün ile bu gün arasında ki o hassas dengeyi herkesi gözetmesi gerekiyor.

Dün Kılıçdaroğlu’na dansöz kıyafeti giydirildiğinde devlet eliyle ciddi bir müdahale gösterilseydi belki Esra Erdoğan yeni çocuğunu dünyaya getirme mutluluğu içinde benzer travmayı yaşamazdı.

Trol ordusunun Meral Akşener’in namusunu dil uzattıkları gün “hop orda dur” denilerek devlet tutup kulağını çekseydi Türkiye şimdi bu tartışmanın ortasında kendisini buluyor olmazdı.

Sosyal medyanın sonuna kadar denetlenmesi toplum ve ahlak yararımıza olacağı bir dönem mutlaka başlatılmalıdır. Kültürel, toplumsal değerlerimiz, inancımız ve ritüel kültlerimizi temsilen acil olarak buna ihtiyacımız var. Fakat yine -yanlı- bir düzenlemeye gidilirse yazık olur gerçekten. “Bizden, sizden” denilirse daha büyük toplumsal infialler doğuracaktır.

Onun içindir ki temiz bir Türkiye’yi hep beraber inşa edebilmeliyiz. Ve buna mecburuz.

Meral Danyıldız isimli Birgün muhabirinin yalanı ortaya çıkmasa, hayvan tecavüzcüsü bir sapığı “Cumhurbaşkanına hakaret ettiği için tutuklandı” diyerek aklanmaya çalışıldığı çok spesifik, objektif olmayan, yalan, müfteri haberlerde sosyal medyanın çöplüğü arasında algı operasyonu, itibar suikasti olarak yerini alacaktı. İşte bu tür haberler yeni denetlenme yasasının gerekliliğini gösteriyor. Bu sefer yalanın farkına varıldı.. Peki ya varılmayanlar? Sosyal medya işte bu yüzden denetlenmeli.

Sosyal medya denetlenmesi esnasında daha da önemli bir nokta gözden kaçmamalı. Bu derece sapkın/hasta kişiler toplumda serbest bir şekilde gezmesinin önüne geçilmediği sürece sanal alemde olmasa dahi reel hayatlarımıza sirayet edecekleri kaçınılmaz olacağı. Bence asıl, ortada daha büyük, çok daha büyük bir sorun var. Sosyal medyada bu şahıs gene serbest bırakıldı, bakınız herkes yapılan iftiraya yoğunlaşıyor. Ortada çok ama çok daha ciddi bir konu var. Toplumumuzda bu derece sorunları olan, sapkın kişilerin ele alınması, araştırmalar yapılması lazım. Şahsın paylaşımları çok ileri vâkalar… Partiler üstü bir sorun

Bir de sosyal medya yönlendirici olmamalı. Herhangi bir olay ve olgu karşısında basın, yargı, bir çok kamu kurum ve kuruluşu sosyal medyanın etkisinde kalırlığını topyekün ortadan kaldıracak şekilde dizayn edilmelidir. Örnek: Kadir Şeker cinayet işlediğinde de sosyal medyada “Kadir Şeker katili, kendi bıçağıyla öldürdü demişlerdi.” Sonra öğrendik ki bıçak Kadir Şeker’e aitmiş. Kadir Şeker olmasaydı bir kadın daha ölmüş olacaktı dediler. Halbuki Ayşe D. parkta Özgür bana saldırmadı, konuşuyorduk demiş.

Velhasıl-ı Velkelam temizlik şart. Umarım adaletli, sosyal haklara saygılı, yasaklayıcı olmayan yeni düzenlemelerle mevcut sorun giderilir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz yapın!...